17 Ağustos 2011 Çarşamba

Bamya

geçen gün arkadaşlarla bodrumdayız, dedim bu akşam hiç havamda değilim ben odamda kalacağım siz çıkın. geçen akşam beachte taş gibi oğlanlar geldi yanımıza hafif bir müzik eşliğinde seksi seksi danslar falan.. bu geceyi daha sessiz geçirmek istiyorum dedim.

şaka şaka..

evin aynı köşesinde ben, yatağımdaki her zamanki yerimi almış bilgisayarımı da en çok yakıştığı yere dizlerimin üzerine koymuş tutturmuş bir film, izliyordum. filmin o en heyecanlı yerinde olmasa da ortalarında bir yerlerde birden anneannem belirdi karşımda, soluk soluğa. yangın mı çıktı, doğalgaz mı patladı, acı acı telefon çaldı da kara haber tez mi duyuldu, eve hırsız girdi de ben mi farketmedim, yoksa bilgisayarımı da aldı da ben filmi kafamdan mı oynatıp izliyorum, acaba şu an buradaki eşyalar gerçekten var mı, ben gerçekten yaşıyor muyum, biz gerçekten var mıyız? falan diye düşünürken kendime geldim: ulan düşünüyorum, e o halde varım.

meğer tansiyonu düşmüş, astımı da var mutfaktan buraya ağır ağır yürürken bile nefes nefese kalmış:
-kalk şu bamyaları ayıkla, ben yapamıycam fena oldum.
-ben anlamam, annem nerde? o yapsın.
-dışarıda annen, gel ben sana göstericem.
bu sıkıyorsa gelme kısa diyaloğunun artından mutfağa doğru yola koyulduk.
-bak, şöyle yapacaksın...

bamyanın tipine bakacak olursak, o küçük, tuhaf, tüylü müylü haline göre oldukça meşakkatli bir iş ayıklamak. ilk kim görmüş de pişirip yemeğe kalkmış anlamadım gitti. hayır, bir kere dokunduktan sonra, bamyanın elinde bıraktığı histen sonra yemeğe nasıl cesaret ettin? insanoğlu tuhaf doğrusu. her neyse, bamyanın nasıl ayıkladığına gelecek olursak: sağ elimizi kullanıyorsak sol elimizle, sol elimizi kullanıyorsak sağ elimizle zemine dik kendimize paralel olarak (yamuksanız bilemem) tuttuğumuz bamyayı, sağ elimizi kullanıyorsak sağ elimizdeki bıçağı 150 derecelik bir açıyla, sol elimizi kullanıyorsak sol elimizdeki bıçağı 30 derecelik bir açıyla yavaşça bamyamıza yaklaştırıyoruz ve bıçağın keskin tarafını bıçağı bamyanın üzerinden kaldırmadan kendimize doğru hafifçe çeviriyoruz. bu sayede kesme işlemine başladığımız zaman bamyanın sapından kurtulmakla kalmayıp, sapın devamı olan kabuğunu da ince bir zar olarak ayıklamış olacağız ve bize yiyecek daha çok bamya kalacak. çöpe gitmesin, günah. evet, şimdi hazırsak bamyamızın gövdesi ve sapını birleştiren o çember etrafında bıçağımızı yavaşça döndürebiliriz. güzeeel, aferin oluyor oluyor.

böylece, ben de dahil olmak üzere çoğu insanın ömrü hayatında ağzına sürmediği bamyanın nasıl yapıldığını öğrenmiş olduk. belki bir gün severiz falan...

-ilerde hatırlarsın ilk defa anneannemle bamya ayıklamıştım diye.
-bunu bana hatırlatacak ikinci bir bamya ayıklayışım olacağını sanmıyorum anneanne.
-..??!!

madem bu kadar boş yazdım okuduğunuza değsin diye bamya demişken aklıma geldi... ile yazımı bir videoya bağlıyorum:


hepiniz blog yazın, çünkü artık bloglar açık. ya da yazmayın susun ben yazıcam! ve F=m.a

0 muhalefet:

Yorum Gönder